23 Temmuz 2026 Perşembe

Nazım'ın Ferhad & Şirin Oyunundaki "Temiz Su" Söylemine Disiplinler Arası Bir Bakış

Nâzım Hikmet’in Ferhad ile Şirin adlı tiyatro oyunu, kökeni eski halk anlatılarına dayanan Ferhad ile Şirin aşkını yeniden yorumlar. Oyunda Mehmene Banu, kız kardeşi Şirin’e kavuşmak isteyen nakkaş Ferhad’dan şehre su getirmesini ve bunun için Demirdağ’ı delmesini ister. Başlangıçta yerine getirilmesi neredeyse imkânsız görünen bu görev, Ferhad’ın aşkını sınayan bir koşul olarak ortaya çıkar. 

Ancak şehrin temiz suya ulaşamaması, halkın kirli çeşme sularını kullanmak zorunda kalması, salgın hastalıkların yayılması ve saray çevresinin daha sağlıklı su kaynaklarından yararlanması, dağın delinmesini aşk mücadelesini toplumsal bir eşiğe taşır. 

Oyundaki esas dönüşüm, Mehmene Banu’nun koşulundan vazgeçmesine ve Ferhad’a Şirin’le birlikte gitme imkânı tanımasına rağmen Ferhad’ın dağı delmeyi bırakmamasıyla belirginleşir. 

Böylece başlangıçta sevgiliye kavuşmanın aracı olan çalışma, Ferhad’ın bilinçli olarak üstlendiği kamusal bir sorumluluğa dönüşür. Ferhad, Şirin’e duyduğu bireysel sevgi ile halka karşı sorumluluğu arasında basit bir tercih yapamaz; bireysel mutluluğun, halk temiz suya kavuşmadan tamamlanamayacağını düşünür.

Ferhad’ın Şirin’e duyduğu aşk, zamanla, şehre temiz getirerek insanları ölümden kurtarmak ideali ile genişler. Yazar bu düşüncesini, eseri yazış sürecinde kaleme aldığı bir mektupta, “Mesele tek bir insana duyulan aşkla insanlığa, insanlığın hayrına karşı duyulan aşkın mücadelesi değil, bir vahdet teşkil etmeleri” sözleriyle vurgular (Tunçel, 2020). 

Nâzım Hikmet, geleneksel anlatıdaki aşk uğruna çekilen çileyi toplum için sürdürülen emeğe dönüştürürken, romantik kahraman Ferhad’ı da temiz suyu, ortak yararı ve toplumsal sorumluluğu önceleyen kolektif bir kahraman olarak yeniden kurgular. 

Oyunun kemiğinde üç perdeyi şöyle okuyabiliriz;

birincisi, dağı delmek, sevgiliye ulaşmanın şartıdır

ikincisi, temiz su, Ferhad’ın emeği, toplumsal bir ideale dönüşür

üçüncüsü, Şirin’e kavuşma imkânı doğsa bile halk susuzken bireysel mutluluk mutluluktan sayılmaz 

Dolayısıyla burada biraz duralım yani metnin aşk kısmında değil; su'ya erişim meselesinde; 

Ferhad Demirdağ'a varınca anlam değişir. Yani en başında bu dağ, fiziksel bir engeldi, zamanla kirli suyun yarattığı olumsuz dışsallığın önüne geçebilecek ve temiz su sunacak yaşamsal bir kaynağa dönüştü. 

Ferhad, kamusal altyapıyı emeği sunan bir özne, hatta yönetici sınıfın yerine getirmediği temel bir hizmeti üstlenen kamusal hizmet üreticisi hâline gelir. Aslında mesele, şehre yeni bir su hattı açmak da değil, temiz su var ancak Demirdağ’ın çok ötesinde... Bu su, sarayın erişimine açık, sorun doğal bir kıtlık değil su kaynağının eşit olmayan dağılımıdır

Böyle bir aksta,

Ferhad dağı delmeye devam ederken Şirin onuncu yılın sonunda onun yanına gelir ve "hadi gidelim buralardan" der. Ancak Ferhad, Şirin’e duyduğu sevgi ile insanlara karşı sorumluluğunu birbirinden ayıramaz ve halk henüz suya kavuşmamışken başladığı işi yarım bırakamayacağını söyler. 

Şirin önce bu karar karşısında kırılıp alınganlık gösterse de sonunda Ferhad’ın tutumunu kabul eder ve onu beklemeye karar verir. Böylece oyun, sevgililerin kavuşması ya da ölümüyle değil, belirsiz bir süre için ayrılmalarıyla sona erer. Çeşmelerden henüz su akmaz; halk ise umut ve hayranlıkla Ferhad’ın dağa vuran gürzünün (kuvvetli ve sesli darbeler - vuruşlar- sesler) sesini dinlemeyi sürdürür. 

Bu açık uçlu son, bireysel aşkın ortadan kalkmadığını, ancak toplumsal sorumlulukla yeniden anlamlandırıldığını gösterir.

....

Her açıdan değerlendirilmeye ihtiyaç duyan bir eser... 

Kaynaklar ve Alternatif Okuma Kaynakları

Nazım Hikmet, (1965). Ferhad ile Şirin, De Yayınevi (Birinci Baskı).

Tunç, G. (2006). Çağdaş Mesnevinin Peşinde (Master's thesis, Bilkent Universitesi,Turkey)

Tunçel, A. U. (2020). Samed Vurgun'un 'Ferhad ve Şirin' Oyunu ile Nazım Hikmet'in 'Ferhad ile Şirin' Oyunu Üzerine Mukayeseli Bir İnceleme, Folklor Edebiyat Dergisi 26 (104), 883-906.



0 comments:

Yorum Gönder