Joseph Beuys 1921 yılında Batı Almanya’nın Krefeld kentinde dünyaya geldi ve 1986 yılında yaşamını yitirdi. Gençlik yıllarında önce tıp okumaya karar verdi; ancak 1940 yılında eğitimini bırakarak Nazi ordusuna katıldı. 1943 yılında savaş pilotu olarak görev yaptığı sırada uçağının Kırım üzerinde düştüğünü ve burada yaşadığı deneyimin hayatında önemli bir dönüm noktası oluşturduğunu anlatmıştır.
Beuys’un kendi anlatısına göre, uçak kazasının ardından yarı ölü hâlde Tatarlar tarafından bulundu. Tatarların bedenini yağ, bal ve keçe ile sararak onu iyileştirdiklerini ileri sürdü. Daha sonraki yıllarda sanatında sıkça kullandığı keçe, yağ ve bal gibi malzemeleri de bu deneyimle ilişkilendirdi. Yaşadığını söylediği bu kurtarılma deneyimi, onun kişisel mitolojisinin ve sanatsal üretiminin en bilinen unsurlarından biri hâline geldi.
Beuys bu deneyimi şu sözlerle anlatmıştır:
“Birkaç gün sonra göçmen Tatarlar grubu beni uçak enkazı içinde buldu. (…) Sonra çadırlarının keçesini, peynirin, yağın ve sütün, yoğurdun keskin kokusunu anımsıyorum. Yeniden normal ısısına kavuşsun diye vücudumu yağla ovdular ve ısıyı tutarak yalıtıcı görevi yapan keçe içine sardılar.”
Bu deneyim sonrasında yağ artık onun için korunma, enerji, dönüşüm, sıcaklık, iyileşme ve yaşamla ilişkilendirilen sembolik bir unsur olmuştur.
1964 tarihli Yağ Sandalyesi adlı çalışmasıyla Beuys, şunu anlatmaya çalışıyordu;
“Bunu vurgulamak için yağı bir sandalyenin üstüne yerleştirdim; çünkü burada sandalye insan anatomisini, sindirim bölgesini, boşaltım sistemini, cinsel organları ve ilginç kimyasal değişimleri, psikolojik açıdan ise irade gücünü temsil ediyordu.”
Bu ilhamla birlikte doğanın dönüştürücü gücüne odaklanan Beuys, insan ile doğa arasındaki ilişkinin yeniden kurulması, onarılması meselesinin toplumsal, siyasal ve etik bir sorumluluk olduğunu düşünür. Ona göre sanat hayatın içindedir ve her insan potansiyel bir sanatçıdır.
1982 yılında Documenta 7 sergisi kapsamında gerçekleştirdiği 7000 Meşe Projesi, doğrudan yaşam alanını düzenlemeye yönelik geniş kapsamlı bir çalışma olması bakımından dikkat çekicidir. Sanatçı bu projeyi 7.000 adet bazalt taşıyla kurgulamış ve bu taşların satışından elde edilen gelirle her bir bazalt taşının yanına bir meşe ağacı dikilmesini istemiştir.
Projeye katılmak isteyenler 500 Alman Markı karşılığında bir meşe fidanı satın alabiliyor ve bununla birlikte bir “ağaç diploması” almaya hak kazanıyordu. Beuys’un ağaç türleri arasından özellikle meşe ağacını seçmesi de bilinçli bir tercihti. Meşe, yavaş büyüyen ve gelişimi uzun yıllara yayılan bir türdür. Beuys açısından burada önemli olan kentin dokusunda uzun vadede iz bırakacak, büyümesi ve değişimi zaman içinde izlenebilecek yaşayan bir müdahale gerçekleştirmekti.
Beuys'un derdi hadi birlikte 7000 ağaç dikelim demekten ziyade ağaçların büyüme ve gelişmesine bir şahit ve tanık olarak insanları konumlandırmaktı. Her ağacın yanına değişmeyen, sert bir bazalt taşı koyuyordu. Taş neredeyse aynı kalırken ağaç büyüyor, dallanıyor, mevsimlere giriyor, belki yaralanıyor ve çevresini değiştiriyordu. Dolayısıyla taş zamanı sabitlerken ağaç zamanı büyütüyordu. Beuys'a göre meşe özellikle yavaş büyüyen, uzun ömürlü bir ağaç olduğu için zamanı ve dönüşümü görünür kılıyor, bazalt ise bu dönüşümün yanında duran bir tür işaretleyiciydi.
Peki 7000 meşe ağacı, galeride duran bir görsel olsaydı vatandaşlarla ağaç arasında bir tanıklık yaratacak mıydı? Bu, Beuys’un “sosyal heykel” düşüncesi açısından çok önemli; yani heykellerin ve sanatın sosyalliğinden dem vurarak sanat anlayışında insanın doğayla ve toplumla kurduğu ilişkinin dönüştürülmesi istenir. Sanat, durup bakılası izlenilesi bir var olma biçimi değil de toplumun içinde ve yaşamın kendisiyle hemhal olunan dönüştürücü bir deneyim olmalıdır....
Kaynaklar
Bakır Şen, B. (2006). Bir Ütopyacı Olarak Sanatçının
Yaşamsal Deneyimi Dönüştürme Tutkusu. Yayınlanmamış Yüksek Lisans Tezi,
Çukurova Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Adana.
Selin Yağmur Sönmez, Aslıhan Mumcu, Hamide Aydın, Joseph Beuys ve 7000 Meşe, https://www.gunleme.dersbelgeligi.com/joseph-beuys/
Seval Hacoğlu, 2026, Sanatın Yolculuğu: Ekolojik Sanat,
Söylenti Dergisi, Mayıs 23.


0 comments:
Yorum Gönder