Oyun denildiğinde çoğu zaman akla çocukluk, eğlence, boş zaman ya da gündelik hayatın ciddiyetinden kısa süreli bir uzaklaşma gelir. Çalışmanın, üretmenin ve karar vermenin karşısına konulan; sonuçlarından çok sürecinin haz verdiği bir etkinliktir oyun. Johan Huizinga’nın 1938’de yayımlanan Homo Ludens adlı çalışması ise bu yerleşik ayrımı tersine çevirir. Huizinga için oyun, kültürün kıyısında duran tali ya da yabancı bir etkinlik değil, kültürü kuran temel biçimlerden biridir. İnsan düşünen Homo sapiens ya da üreten Homo faber olmanın yanında bir de oyun oynayandır... Homo ludens'tir...
Huizinga’nın iddiası oyunun kültürden de eski olduğuna yöneliktir ve kültürel yaşamın pek çok biçimi oyunun özelliklerini taşır. Hukuk, savaş, şiir, ritüel, sanat, felsefe ve yarışma gibi birbirinden oldukça farklı görünen alanlarda belirli bir oyun unsurunun izini sürmek mümkündür. Kitapta her bir tema ile oyun arasında detaylı bir sarmal kurulmuş.
Homo Ludens, “insan birlikte yaşadığı dünyayı hangi oyun biçimleri içinde kurar?” sorusunu soruyor. Huizinga açısından oyunun birkaç belirleyici özelliği vardır; oyun özgür bir etkinliktir, belirli bir zaman ve mekân içinde gerçekleşir, gündelik yaşamdan geçici olarak ayrılan kendine özgü bir alan yaratır. Bu alanın kuralları vardır; oyuna katılanlar, oyun sürdüğü müddetçe bu kurallara uymayı kabul ederler. Bu nedenle oyun gerilim, belirsizlik, tercih ve karşılaşma içerir. Aynı zamanda oyun kendi içinde bir düzen kurar. Katılımcıların kim oldukları, ne yapabilecekleri, hangi sınırlar içinde hareket edecekleri ve birbirleriyle nasıl ilişki kuracakları bu geçici düzen içinde yeniden tanımlanabilir. Huizinga'ya göre oyun, içinde geçerli olan kurallarla devam ederken, bir bakıma "başka birini taklit etmek, "başkasının yerine geçmek" olarak da ifade edilebilir (s.53).
Sadece eğlence amaçlı oynanan oyunların ciddiyetten uzak olduğu düşünülürken Huizinga'ya göre oyun kavramı, ciddiyetten daha yüksek bir konumdadır (s.61). Dolayısıyla uygarlaştırıcı bir etkisi olan oyun'un kültürü yer yer türeten de bir unsur olabileceğini vurgular. Oyun bir bakıma kültürü türeten başat eylemdir.
İşte tam da bu noktada yani oyunun var olan kültürü beslemesi ve başka birini taklit etmenin ya da anlamanın da bir yolu olması herhalde en fazla ilgimi çeken beslenme noktası oldu...
Peki oyun, kültürü türeten ve kimi zaman ciddiyetin kendisinden daha ciddi bir etkinlikse, demokrasi kültürünün yeniden üretilmesinde de bir rol oynayabilir mi?
Bu soruyu daha sağlam tartışabilmek için kuşkusuz daha fazla okumaya ihtiyaç var. Ciddi masa oyunları aracılığıyla yurttaş ile siyasal karar verici arasında farklı bir etkileşim biçiminin kurulabileceğini ve bu etkileşimin demokratik kültüre özgü yeni alışkanlıklar üretebileceğini düşündürüyor. Ancak şu katılım pratiği ile konuyu somut bir zemine taşıyabiliriz belki...
Play The Brussels
Play the Brussels ciddi bir masa oyunu. Play the City ve BRAL tarafından geliştirilen uygulamada, uzun süredir dönüşüm bekleyen Porte de Ninove bölgesinin geleceği yerel paydaşlar ve tasarımcılarla birlikte bir şehir oyunu aracılığıyla tartışılıyor. Katılımcılar oyun sırasında bölgenin yaya erişimi, yeşil alanları, geçici kamusal kullanımları, kentsel tarım ve etkinlik alanları gibi konularda farklı müdahaleler önermiş ve bu önerilerin birbirleriyle nasıl ilişkilendirilebileceğini müzakere etmiştir. Oyun sonunda kısa sürede uygulanabilecek küçük müdahaleler ile daha fazla kurumsal destek gerektiren orta vadeli öneriler ayrıştırılmıştır. Katılımcılar ayrıca ortaya çıkan fikirleri Brüksel Başkent Bölgesi Başbakanı Rudi Vervoort’a hitaben yazdıkları açık bir mektupla siyasal karar alma sürecine taşımışlardır (Play The City)
Bu deneyim, demokrasi kültürünün ciddi masa oyun deneyimleriyle yeniden üretilmesi konusunda bir düşünce uyandırıyor. Sonuca odaklanmaktan ziyade süreci gözlediğimizde; farklı görüşlerin karşılaşması, taleplerin gerekçelendirilmesi, başkalarının tercihlerinin hesaba katılması ve ortak bir sonuca ulaşılma çabası demokratik kültüre ait alışkanlıkların edinildiği bir pratik alanı olarak düşünülebilir.
-Mİ?-
Bunu da gelecek araştırmalarda öğreneceğiz...
Kaynak
Play The City, Play Brussels, https://www.playthecity.eu/playprojects/play-brussels
Johan Huizinga, 2021, Homo Ludens: Oyunun Kültürel İşlevi Üzerine Bir İnceleme, Dorlion Yayınları


0 comments:
Yorum Gönder