7 Haziran 2026 Pazar

Sembolik Sınırlar & Kurumsal İtibar

Geçtiğimiz günlerde, kurumsal bir çatı altında çalışan bir akademisyen, araştırma alanları ve akademik üretimleri bakımından benzer niteliklere sahip iki araştırmacıyla gerçekleşen bir etkileşimde farklı hitap biçimleri kullandı; X Üniversitesi’nin X biriminde kadrolu olarak görev yapan araştırmacıya “hocam” diye hitap ederken, kurumsal kadroya bağlı olmayan bağımsız araştırmacıya adıyla seslendi.

Bana kalırsa “hocam” hitabı nezaketin ötesinde bir alt mesaj veriyordu; "senin kurumsal rolünü tanıyorum ve akademik hiyerarşi içinde görüyorum, bizdensin bu yüzden hocam diyorum."

bir diğer alt mesaj ise; "ben başkalarının bilgi düzeyini, akademik üretimini, yöntem bilgisini veya entelektüel kapasitesini tek tek değerlendiremem. Bu yüzden kısa yollara başvururum ve bir kurumda çalışmıyorsan en kestirme sosyal yol, adını kullanmak olacaktır bu yüzden sana isminle hitap ediyorum."

Bu durumda söz konusu kişi, ismiyle hitap ettiği kişinin akademik niteliğini reddetmiyor, sadece aynı kurumsal akademik statüyü ona vermiyor; bu hem sosyolojik hem kurumsal bir detay ve literatürle de uyumlu bir davranış modeli zaten...

Yani, bu durum sembolik sınır çizme olarak okunabilir. Kurum içinde yer alan kişi “akademik cemaatin parçası” olarak içeri alınırken, kurum dışında kalan kişi akademik üretim yapıyor olsa bile daha belirsiz bir kategoriye yerleştiriliyor. 

Kurumlar, güçlüdür; modern toplumda meşruiyet dağıtan, aidiyet kazandıran, işsizliği azaltan, hak ve imkânlar sunan örgütlerdir dolayısıyla çevrelerine “biz tanınmış, düzenli, güvenilir ve meşru bir yapıyız” mesajı verir ve burada kurumun itibarı kişiye aktarılır. Kurum dışında kalanlar ise dışlanır...

Bu, açık ve bilinçli bir dışlama olmak zorunda da değil; çoğu zaman gündelik hayatın otomatik sınıflandırmalarıyla kendisine yol bulmuş yanıtları da olabilir... Ki zaten kurumların sunduğu sunduğu güven ve belli standartları görmezden gelemeyiz,

nihayetinde görürüz ki herhangi bir saygınlığı hak etmek için 

-kişinin- sahip olduğu bilgi ya da akademik emek tek başına yeterli olmaz; 

bu emeğin tanınabilir, kurum tarafından ödünç verilebilir sembolik sermayeye dönüşmesi gerekmektedir...

..

diye düşünmekteyim.


Alternatif Okuma Kaynağı

Pierre Bourdıeu, 2014, Simgesel Sermaye ve Toplumsal Sınıflar, (çeviren Nazlı Ökten) Cogito Dergisi, Sayı 76, 192-203. 


0 comments:

Yorum Gönder