Pıerre Bourdıeu, Loic Wacquant ile
birlikte kaleme aldığı Düşünümsel Sosyolojiye Davet adlı kitabının “Sosyoanaliz
Olarak Sosyoloji” başlığı altında (2.Bölüm Chicago Semineri)
katılımcı nesnelleştirmeyi tartışarak Homo academicus’un öz değerlerini yeniden
hatırlatmıştır.
Bourdıeu, “Homo academicus” kavramı
ile akademisyeni salt bilgi üreten bir özne değil, belirli bir sosyal alan
içinde konumlanmış, habitus’u olan, stratejik ve sembolik sermaye ile hareket
eden bir aktör olarak değerlendirmiştir. Homo academicus’un en dikkat çeken
özelliği, akademik alanda tarafsız olmadığı; aksine “ortodoksi” (mevcut
iktidarı temsil edenler) ve bir “heterodoksi” (yenilik getirmeye çalışanlar)
çatışması barındırdığını ifade etmiştir. Nitekim de bu çatışmadan doğan adımlar
akademinin bazen yerinde saymasına sebep olurken bir yandan da sınırlarını genişletmek
istemeyen akademisyenlerin kendiler için bir çeşit farkındalık oluşturmaktadır.
Ancak Bourdıeu bu eserin kendisine en başından eziyet olacağını itiraf etmekte
ve şunları söylemektedir;
Akademi hepimiz için, var olduğumuz potansiyellerle yeniden yorumlanmaya açık bir hale gelebiliyor; araştırma sorularımız ve bununla şekillenen araştırma yöntemimiz, teorik perspektifler ya da pratik alanlardaki deneyimsel odaklar… Gün başlarken ya da günün sonunda akademik hesap verilebilirlik konusunda akademisyenlerle çatışma yaşamış, derdini anlatamamış, anlatsa bile “saha” diye yaftalanmış bir dizi anlamla yeniden sorgulanacak alanlara aşina olmaya hazır ve nazır bırakılıyoruz. Ancak burada bireysel akademik geçmişimle birlikte şu an aynı soruyu tekrar sormak istiyorum; “Biz akademiyi salt bilgi birimimizi arttırmak amacıyla mı inşa ettik?” Yoksa, öğretilen her bilginin deneyimsel, düşünsel ve bağlantısal bir forma getirilmesini sağlayıp ben de dahil olmak üzere tüm öğrencilerin bilgi üretimininin aktif birer paydaşı olarak mı görülmeliydik?
Tam da bu noktada Bourdıeu, Homo
academicus’un deneyselliğin bir parçasıyken nasıl da katılımcı nesnelleştirme
halini aldığını açıklıyor;
Katılımcı
nesneleştirme gibi süreçlerde öğrenciler sadece "not" almak için
değil, toplumsal bir meseleye çözüm üretmek için öğrenirler. Bu da onları
sahici yurttaşlara ve yenilikçi profesyonellere dönüştürür. Ben de bugün okuduğum
bu pasajdan ilham alarak yeni bir ders uzantısı oluşturdum. Yeni dersin gerekçesi
hem alışılmışın dışına taşabilmek hem de yarının siyasi liderlerine yaşadığımız
toplumun değerlerini, önceliklerini ve güç ilişkilerinin haritalandırdım. Bununla
birlikte sosyal bilimlerin dinamiğinde yer alan “insan”ın sadece teknik bir
uzantı olmadığını hatırlatmak ve kentlilerin güncel sorumluluklarını yeniden
hatırlatmak istedim.
Öyleyse bu yazıda sizleri prototip bir Yerel Mali Sosyoloji dersi ile baş başa bırakıyorum;
Yerel Mali Sosyoloji
Mübadele Teorileri ve Oylama
Davranışları
Bütçe Süreçlerinde Sembolik
Mübadele
Yerel Vergileme ve Mali Haklar
Tartışması
Maliye ile Popülist Müdahaleler
Arasındaki Gerilim
Güven, Hesap Verebilirlik ve Sosyal
Sözleşme
Mikro–Makro Bağlantılar: Mahalle
Talebi ile Stratejik Plan Uyumu
Katılımcı Bütçeleme: Sayılara Ses
Katmak
Bütçe, Temsil ve Güç
Sınıf, Mahalle ve Hizmet Adaleti
Kutuplaşma ve Katılım Korkusu
Dijital Vatandaşlık
Açık Veri Portalları
Yönetişimde AI Kullanımı
Uygulama Modülü
|
Teorik |
Pratik |
Etki
Değerlendirmesi |
|
Mali Şeffaflık
Denetimi |
Stratejik
Plân, Faaliyet Raporu |
Kamu
Kurumları Strateji Plânlama Birimi Personeli Yetkinliği |
|
Kurgusal
Ütopya |
Dijital
Katılım Plâtformu Tasarımı Ciddi
Masa Oyunları |
Living
Lab & Sürdürülebilirlik Merkezleri Yetkinliği |
|
Kavram
Eşleştirme Atölyesi |
Kent
Senaryoları |
Kavramları
Sahayla Eşleştirme Yetkinliği |
Yerel Mali Sosyoloji dersinin temel argümanı; yereli, kentlilerin sorunları ve sorumluluklarını mali – sosyolojik boyutuyla yeniden düşünmeye odaklanmaktadır. Ortak kamusal alanın kavramsal, teorik ve uygulamalı bir bağlamda yeniden tartışılmasına imkân tanımaktadır. Bu çalışma, yerel sorunları görünür kılmak, tartışmak ve çözümleri yeniden üretmek için uygulamalı, katılımcı, eleştirel bir ders yapılanması modeline yönelik prototip bir model önerisidir.
Bu bir ütopya gibi görülebilir ancak kamusal alanı verimli kılmak adına ülkede yetiştirilmeye niyet edilmiş her üniversite öğrencisinin soyut kavramsal dünyayı, somut problemli dünyayla eşleştirmesine yardımcı olacak bir ders yapılanmasıdır.


0 comments:
Yorum Gönder